info@turgutavukatlik.com
Çağlayan Mahallesi, Park Caddesi No 24 Maripark Ofis İş Merkezi, Daire 17 , Kağıthane/İstanbul

Sosyal Medya

https://turgutavukatlik.com/wp-content/uploads/2021/05/kapak_113509.jpg

MakalelerKoruma Tedbirleri : Adli ve Önleme / Araması Seri-2

26 Mayıs 2021
  1. GİRİŞ

Ceza Muhakemesinde, somut olayda aranan maddi gerçeği ulaşmada kullanılan tüm ispat araçları delil olarak kabul edilmektedir. Anayasa’nın 38/6. Maddesinde “Kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.” denilerek hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin kullanılamayacağı ifade edilmektedir. Aynı şekilde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 217/1. Maddesi- “Yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir.”- ifade alma ve sorguda yasak usuller başlıklı 148. Maddesi, 206/2. Maddesi ve 289/i maddesi gereğince suç ancak hukuka uygun deliller ile ispatlanabilmektedir. Bir başka değişle hukuka aykırı elde edilmiş deliller suçun ispatında kullanılamamaktadır. 

Bu noktada Ceza Muhakemesi kapsamında delillerin toplanması ayrı bir öneme sahip olup delillerin toplanması sürecindeki alınan tüm kararların ve aksiyonların da mevzuata uygun olması gerekmektedir. Aksi halde gerçekleştirilen işlem hukuka aykırı olmuş olacak olup ispat aracı olarak kullanılamayacaktır. Bu halde ortaya şüpheli tarafında bir mağduriyet çıkabilmekte iken aynı zamanda kamu vicdanı tarafında da delilin kullanılmaması neticesinde salıverilen şüpheli nedeniyle tatmin edilmeyebilmektedir.

Arama kişinin konut dokunulmazlığına, vücut bütünlüğüne ve kişi özgürlüğü dahil olmak üzere birden çok temel hak ve özgürlüğe müdahaleyi gerekli kılan bir koruma tedbiridir. Ceza Hukukunda arama adli ve önleme araması olarak ikiye ayrılmaktadır. Adli araması şüpheli veya sanığın yakalanması veya suç delillerinin ele geçirilmesi amacıyla yapılırken önleme araması uygulamada daha çok suç işlenmesinin önüne geçilmesi amacıyla yapılmaktadır. Eğer ortada bir suç var ise artık önleme aramasından söz edilemeyecektir.

Turgut Avukatlık ve Danışmanlık tarafından “Koruma Tedbirlerinde Hukuka Aykırılık” konusu 2 seri olarak hazırlanacak olup işbu seride koruma tedbirlerinden arama incelenecektir. Yazıda aramanın şartları ile birlikte hukuka uygunluk durumu tartışılacak olup arama olarak ayrıca Polis ve Salahiyet Kanunu kapsamında yapılan önleme aramaları da incelenecektir. Yazının 1. Serisinde ise yakalama, ifade alma ve gözaltı hususlarına değinilmiştir.

  1. ADLİ ARAMA

Adlî arama, bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (“CMK”) ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemidir. (Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği m.5). Yukarıda da belirtildiği üzere adli arama bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve delillerin ele geçirilmesi amacıyla yapılmaktadır.

Adli arama kişinin özgürlüklerine oldukça müdahale etmesi sebebiyle Anayasa’da düzenlenmiştir. Anayasa’nın 20. Ve 21. Maddesi uyarınca Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kâğıtları, eşyası ve konutu  aranamaz, girilemez ve bunlara/buradaki eşyalara el konulamaz. Yetkili merciin kararı 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren 48 saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar.  

Detaylarını CMK çerçevesinde aşağıda daha da açıklanacak olmakla birlikte Anayasa maddesi incelendiğinde kişinin üstü, özel kağıtları, eşyası ve konutunun aranması için;

  • Millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlâkın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçının somut durumda olması;
  • Hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde yetkili mercii kararı (yetkili mercii aşağıda CMK kapsamında anlatılacaktır);
  • Eğer karar yetkili mercii tarafından verildiyse en geç 72 saat içinde Hakim’in onayının olması

Gerekmektedir. İşbu genel şartlar sağlanmadan yapılan arama geçersiz olacağı gibi işbu şartlara aykırı yasal düzenlemelerde Anayasa’ya aykırılık taşıyacağı için hüküm iptal olacaktır.

Arama CMK’nın 116. Maddesi ve devamında düzenlenmiştir. İlgili madde uyarınca “yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa; şüphelinin veya sanığın üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir”. İlgili madde kapsamında şüpheli kişinin veya sanığa yönelik arama yapılabilmesi için öncelikle aranan şart “makul şüphedir”.

Makul şüphe

Adli ve Önleme Arama Yönetmeliği’nin 6. Maddesinde düzenlenmiş olup buna göre hayatın akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüpheye makul şüphe denmektedir. Makul şüphe, aramanın yapılacağı zaman, yer ve ilgili kişinin veya onunla birlikte olanların davranış tutum ve biçimleri, kolluk memurunun taşındığından şüphe ettiği eşyanın niteliği gibi sebepler göz önünde tutularak belirlenmektedir. Bununla birlikte Yönetmelik maddesinde Makul şüphede, ihbar veya şikâyeti destekleyen emarelerin var olması, belirtilen konularda şüphenin somut olgulara dayanması ve arama sonunda bir şeyin bulunacağını veya belirli bir kişinin yakalanmayı öngörmeyi gerektiren somut olgular mevcut olması gerektiği ifade edilmiştir.

Bununla birlikte şüpheli ve sanık haricinde 3. Kişiler le ilgili aramada da yine aynı makul şüphe gereklidir. CMK’nın 117. Maddesi kapsamında Şüphelinin veya sanığın yakalanabilmesi veya suç delillerinin elde edilebilmesi amacıyla, diğer bir kişinin de üstü, eşyası, konutu, işyeri veya ona ait diğer yerler aranabilir. Ancak 3. Kişilerle arama yapılması aranılan kişinin veya suçun delillerinin belirtilen yerlerde bulunduğunun kabul edilebilmesine olanak sağlayan olayların varlığına bağlı tutulmuştur.

 

 

Kanun aramanın yapılacağı zamana ilişkin de bir kısıtlama getirmiştir. Buna göre konutta, işyerinde veya diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamamaktadır. Ancak Suçüstü veya gecikmesinde sakınca bulunan hâller ile yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi veya tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalar işbu kuraldan istisna tutulmuştur. (CMK, m.118)

Makul şüpheyi örneklendirmek gerekirse; Yargıtay bir kararında “… gündüz vakti cadde üzerinde yürürken kolluk güçlerince durdurulan sanığın elinde bulunan poşetin aranması için ortada “makul şüphe”yi gerektiren olgular ve buna bağlı olarak da arama kararı veya emri verilebilmesinin koşulları bulunmadığı halde, sanık hakkında yalnızca “çeşitli suçlardan kaydı bulunduğu” gerekçesiyle, hukuka aykırı bir şekilde yapılan arama sonucu delil elde edilmiştir”.  Şeklinde hüküm kurarak kişinin adli sicil kaydının olması polislere ilgili şahsın elindeki poşete bakmasının hukuka uygun bir arama olmayacağını ifade etmiştir.

Arama Kararı

Arama bir karara veya yazılı bir emre dayanmak zorunda olup kural olarak hakim tarafından verilmesi gerekmektedir. Hakim somut olayın koşullarına göre değerlendirme yapmalı ve arama kararı için gerekli makul şüphenin somut olayda var olup olmadığına karar vermelidir.  Kolluk görevlileri, arama kararı alınmasını talep ettiği durumlarda, makul şüphe sebeplerini belirten ayrıntılı ve gerekçeli bir rapor hazırlar ve Cumhuriyet savcısına başvurur. (Yönetmelik m.7)

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da yazılı olarak arama kararı verebilmektedir.  İşbu noktada, Cumhuriyet savcısı tarafından verilen bir arama kararı sonucu elkoyulan delillerin el koymadan itibaren 24 saat içinde hakimin onayına sunulması gerekmektedir. Hakim 48 saat içinde kararını açıklamalı; kararı açıklamadığı taktirde elkoyma hukuka aykırı hale gelecektir.

Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 4. Maddesi adli aramalar bakımından gecikmesinde sakınca bulunan hali tanımlamıştır; “gecikmesinde sakınca bulunan hal derhâl işlem yapılmadığı takdirde suçun iz, eser, emare ve delillerinin kaybolması veya şüphelinin kaçması veya kimliğinin tespit edilememesi ihtimâlinin ortaya çıkması ve gerektiğinde hâkimden karar almak için vakit bulunmaması hâlidir”. Bu noktada Cumhuriyet savcısı tarafından adli arama kararı verilebilmesi için derhal işlem yapılmadığı taktirde şüphelinin kaçması, delillerin kaybolma ihtimali veya bunlara benzer bir sebebin somut olayda mevcudiyeti gerekmektedir. Aksi halde yapılan arama hukuka aykırı olacaktır.

Bunun yanında Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Ancak işbu arama Kanun maddesinde daha kısıtlı tutulmuş ve konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda kolluk amirinin yazılı emri ile arama yapılamayacağı düzenlenmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken diğer bir husus ise Cumhuriyet savcısına ulaşılamama durumudur. Yargıtay kararlarında mesai saatleri içerisinde yapılan gecikmesinde sakınca bulunan aramalarda Cumhuriyet savcısına ulaşılamamasını bir sebep olarak görmemektedir.

Usulüne uygun bir arama kararından;

a) Aramanın nedenini oluşturan fiil,

b) Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,

c) Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi, açıkça gösterilmesi gerekmektedir. (CMK, m.119/2, Yönetmelik m.7)

Arama Kararı Gerekmeyen Haller

Hukukumuzda kolluğun bir arama emri veya kararı gerekmeden arama yapabileceği hâller bulunmaktadır. Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nin 8. Maddesi uyarınca Aşağıdaki hâllerde ayrıca bir arama emri ya da kararı aranmaz:

a) Hakkında tutuklama kararı veya yakalama emri veya zorla getirme kararı bulunan kişi ile hakkında gıyabî tutuklama kararı verilen kaçak yakalandığında üstünde yapılan aramalarda;

b) Hâkim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri ile veya kolluk tarafından doğrudan yakalanan kişinin, kendisine, başkalarına veya yakalama işlemini yapan kolluk görevlilerine zarar vermesini önlemek amacıyla yapılacak kaba üst aramasında,

c) Gözaltına alınan kişinin, nezarethaneye konmadan önce yapılan üst aramasında,

d) Herhangi bir sebeple hukuka uygun şekilde yakalandıktan sonra kolluk güçlerinin elinden kaçmakta olan kişilerin veya işlenmekte olan veya henüz işlenmiş olan veya pek az önce işlendiğini gösteren belirtilerin olduğu suçun failinin yakalanması amacıyla takibi sırasında girdikleri araç, bina ve eklentilerinde yakalanması amacıyla yapılacak aramalarda,

e)  5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 9 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında gümrük salonları ve gümrük kapılarında kaçak eşya sakladığından kuşkulanılan kişilerin üzeri, eşyası, yükleri ve araçlarının gümrük kontrolü amacıyla gümrük görevlilerince aranmasında,

f) 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanununun 9 uncu maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında Gümrük Kanunu gereğince belirlenen kapı ve yollardan başka yerlerden girilmesi, çıkılması ve geçilmesi yasak olan gümrük bölgesinde rastlanacak kişi ve her nevi taşıma araçlarının yetkili memurlar tarafından durdurularak bu kişilerin eşya, yük ve üzerleri ile varsa taşıma araçlarının aranmasında,

g) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 24. maddesindeki kanunun hükmü ve âmirin emrini yerine getirme, 25. maddesindeki meşru savunma ve zorunluluk hâli ve 26 ncı maddesindeki hakkın kullanılması ve diğer kanunların öngördüğü hukuka uygunluk sebepleri ve suçüstü hâlinde yapılan aramalarda, toplum için veya kişiler bakımından hayatî tehlikeyi ortadan kaldırmak amacıyla veya kapalı yerlerden gelen yardım çağrıları üzerine, konut, işyeri ve yerleşim yeri ile eklentilerine girmek için.

Bu kapsamda kolluk yukarıda sayılan haller kapsamında bir arama kararı gerekmeksizin arama yapabilmektedir.

Adli aramalar için karar hakkında konuyu Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı ile örneklendirmek gerekirse; Narkotik Şube Müdürlüğü Sanık Yakup İ. ‘nin evinde hint keneviri yetiştirdiğini öğrenmesi üzerine öğlen 11:00 sıralarında sanığın evine gitmiş, sanık Yakup İ. Evde olmadığı belirtilmiş ancak sanığın eşi polislere evine girilip arama yapılması için onay vermiştir. Bunun sonucunda arama yapılan evde 50 kök hint keneviri bitkisinin ekili olduğu görülmüştür. Yargıtay Ceza Genel Kuruluna göre ise, sanığın suçlama ve arama işlemi ile ilgisi bulunmayan eşinin aramaya rıza göstermesi, hakim kararı alınması zorunluluğunu ortadan kaldıracak ve yapılan işleme hukuki geçerlilik kazandıracak bir husus değildir. Öte yandan, kolluk tarafından düzenlenen tutanaklarda gecikmede sakınca bulunduğu belirtilmemiştir. Ayrıca dosya içeriğinde, şehir merkezindeki bir konutta çalışma gün ve saatleri içerisinde gerçekleştirilen arama için hakim kararı alınmasının gecikme yaratacağını ve bunun da sakınca doğuracağını düşündürecek bir belge ve bilgi de bulunmamaktadır. (Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 29.11.2005 tarih ve E.2005/7-144 ve K.2005/150 sayılı kararı)

Aramanın İcrası

Arama işlemi Cumhuriyet savcısı nezdinde kolluk görevlileri tarafından gerçekleştirilir. Her ne kadar CMK’da kural olarak Cumhuriyet savcısının bulunması gerektiği ifade edilmişse de Kanun’un 119/4. Maddesi kapsamında Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulması yeterlidir. Buna göre konut işyeri veya diğer kapalı yerlerde yapılan aramanın hukuka uygun icra edilebilmesi için; (a) Cumhuriyet savcısı nezdinde gerçekleşmesi veya; (b) arama yapılan yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişinin arama esnasında tanık olarak bulunması gerekmektedir.

Aranacak yerlerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilirken eğer kendisi bulunmazsa temsilcisi veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından biri veya kendisiyle birlikte oturmakta olan bir kişi veya komşusu hazır bulundurulması gerekmektedir. (CMK, m.120).

Arama karar veya emrinde yukarıda da ifade edildiği üzere; a) Aramanın nedenini oluşturan fiil, b) Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya, c) Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi, d) d) Aranılacak eşyanın elde edilmesi hâlinde el konulup konulmayacağı, açıkça gösterilmesi gerekmektedir. Arama kararında belirtilen eşya veya konut dışında bir arama hukuka aykırı olmaktadır.

Aramanın sonunda hakkında arama işlemi uygulanan kimseye istemi üzerine aramanın 116 ve 117. maddelere göre yapıldığını ve 116. maddede gösterilen durumda soruşturma veya kovuşturma konusu fiilin niteliğini belirten bir belge ve istemi üzerine elkonulan veya koruma altına alınan eşyanın listesini içeren bir defter ve eğer şüpheyi haklı kılan bir şey elde edilmemiş ise bunu belirten bir belge verilmektedir. (CMK, m.121/1).

Arama sonucunda bazı eşyaya elkoyma söz konusu olduğunda, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hâllerde ise kolluk âmirinin yazılı emri ile elkoyma işlemi gerçekleştirilir. Peki arama kararı veya emrinin dışında tesadüfen suç teşkil eden bir belge veya delil ele geçirilmesi halinde ne olacaktır? Yukarıda da ifade edildiği üzere arama işlemi arama emrinde belirtilen kapsam ile sınırlı kalmalı işbu emrin veya kararın dışına çıkılmamalıdır. Ancak bazı hallerde tesadüfen suç teşkil eden bir belgeye de rastlanılmaktadır.  CMK’nın 138(1) maddesi uyarınca Arama veya elkoyma koruma tedbirlerinin uygulanması sırasında, yapılmakta olan soruşturma veya kovuşturmayla ilgisi olmayan ancak, diğer bir suçun işlendiği şüphesini uyandırabilecek bir delil elde edilirse; bu delil muhafaza altına alınır ve durum Cumhuriyet Savcılığına derhâl bildirilir.

 

  1. ÖNLEME ARAMASI

Önleme araması 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun (“PVSK”) 9.maddesinde ve Yönetmeliğin 19. Maddesinde düzenlenmiştir. PVSK’nın 9.maddesine göre “Polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usûlüne göre verilmiş sulh ceza hâkiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin vereceği yazılı emirle; kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kâğıtlarını ve eşyasını arar; alınması gereken tedbirleri alır, suç delillerini koruma altına alarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre gerekli işlemleri yapar.”  Yönetmelikte önleme aramasının yapılma amacı biraz daha detaylı olarak açıklanmıştır. Buna göre Önleme araması;

a) Millî güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması,

b) Suç işlenmesinin önlenmesi,

c) Taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silâh, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti,

amacıyla, hâkim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin yazılı emriyle ikinci fıkrada belirtilen yerlerde, kişilerin üstlerinde, aracında, özel kâğıtlarında ve eşyasında yapılan arama işlemidir.

Makul Sebep

Önleme araması kararının verilebilmesi için bir makul sebep bulunmalı ve işbu sebep kararda gerekçeli olarak açıklanması gerekmektedir. Arama talep yazısında, arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir. Arama kararında veya emrinde;

a) Aramanın sebebi,

b) Aramanın konusu ve kapsamı,

c) Aramanın yapılacağı yer,

ç) Aramanın yapılacağı zaman ve geçerli olacağı süre, belirtilir. (PVSK m.9; Yönetmelik m.20).

Önleme Araması Kararı

Önleme araması kural olarak hakim kararı ile verilirken gecikmesinde sakınca bulunan hallerde bu yetki mülki amirine verilmiştir. Mülki amirinin bu yetkiyi kullanabilmesi için gecikmesinde sakınca olan bir halin açıkça mevcut olması gerekmektedir. Halihazırda mülki amirine yetki verilen bu düzenleme oldukça eleştirilirken mülki amirinin hakimin yerine geçip karar alması oldukça istisnai bir kullanım alanı bulmalıdır. Aksi halde yürütmeye yargı görevini devretmiş olunmaktadır.

Bu kapsamda hakim tarafından verilmeyen veya verilen kararda elkoymaya ilişkin bir ibare içermeyen karara ilişkin yapılan önleme aramasında ele geçirilen suç delillerine hakkında yapılan elkoyma işlemi, 24 saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını elkoymadan itibaren 48 saat içinde açıklar; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar.

Önleme araması yukarıda da ifade edildiği üzere adli aramadan farklı olarak bir tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla yapılmaktadır. Adli aramadan farklı olarak kişilerin konutlarında veya işyerlerinde önleme araması yapılamamakta; sadece aşağıda belirtilen yerlerde önleme araması yapılma kararı verilebilmektedir;

a) 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yerde veya yakın çevresinde,

b) Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresinde,

c) Halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği yerlerde,

 ç) Eğitim ve öğretim özgürlüğünün sağlanması için her derecede eğitim ve öğretim kurumlarının idarecilerinin talebiyle ve 20. maddenin ikinci fıkrasının (A) bendindeki koşula uygun olarak girilecek yüksek öğretim kurumlarının içinde, bunların yakın çevreleri ile giriş ve çıkışlarında,

d)Umumî veya umuma açık yerlerde,

e) Her türlü toplu taşıma araçlarında, seyreden taşıtlarda.

Bununla birlikte aşağıdaki hâllerde yapılacak aramalarda ayrıca bir arama emri ya da kararı gerekmez:

a) Devletçe kamu hizmetine özgülenmiş bina ve her türlü tesislere giriş ve çıkışın belirli kurallara tâbi tutulduğu hâllerde, söz konusu tesislere girenlerin üstlerinin veya üzerlerindeki eşyanın veya araçlarının aranmasında,

b) 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun ek 1 inci maddesi kapsamında bulunan, sivil hava meydanlarında, limanlarda ve sınır kapılarında, binaların, uçakların, gemilerin ve her türlü deniz ve kara taşıtlarının, giren çıkan yolcuların X-ray cihazından geçirilerek, gerektiğinde üstünün ve eşyasının aranması ile buralarda görevli kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar personelinin, üstlerinin, araçlarının ve eşyalarının aranmasında,

c) 2935 sayılı Olağanüstü Hâl Kanununun 11 inci maddesi kapsamında, kişilerin üstünün, eşyalarının Olağanüstü Hâl Valisinin emriyle aranmasında,

d) 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 3 üncü maddesi kapsamında, konutların ve her türlü dernek, siyasî parti, sendika, kulüp gibi teşekküllere ait binaların, işyerlerinin, özel ve tüzel kişiliklere sahip müesseseler ve bunlara ait eklentilerin ve her türlü kapalı ve açık yerlerin, mektup, telgraf ve sair gönderilerin ve kişilerin üzerlerinin sıkıyönetim komutanının emriyle aranmasında,

e) Kanunların, muhafaza altına alınmalarına olanak verdiği kişilerin, üst veya eşyalarının aranmasında,

f) 26/4/1961 tarihli ve 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun çerçevesinde görevli kolluğun, aynı Kanunun 79 uncu maddesindeki silâh taşıma yasağı kapsamında, silâh taşıdığından şüphelenilen kişilerin üstlerinin ve eşyalarının aranmasında.

Umuma açık veya açık olmayan özel işletmelerin, kurumların veya teşebbüslerin girişlerindeki kontroller, buralara girmek isteyen kimselerin rızasına bağlıdır. Kontrol edilmeyi kabul etmeyenler, bu gibi yerlere giremezler. Bu gibi yerlerde kontrol, esasta özel güvenlik görevlileri tarafından yerine getirilir. Ancak, bu yerlerin ve katılanların taşıyabilecekleri özel niteliklere göre, önleme aramaları kolluk güçleri tarafından da yapılabilir. (Yönetmelik m.25)

Önleme aramasının hukuka aykırı olması ve bunun neticesinde elde edilen delillerin kullanılamamasına ilişkin bir Kararı örnek olarak bu noktada vermek önem arz edecektir; “5271 sayılı CMK’nun 2/e, 161 ve 2559 sayıl PVSK’nun Ek 6. maddeleri uyarınca bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenen kolluğunun derhal Cumhuriyet savcısına olayı haber verip emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlaması gerekmekte iken usulüne uygun adli arama emri veya kararı almadan delil elde etmek amacıyla olaydan 8 gün önce verilmiş mevcut önleme araması kararı uyarınca yaptığı arama işlemi usulüne uygun verilmiş bir arama kararı bulunmadığından açıkça hukuka aykırı olup bu arama sonucunda elde edilen delillerin hükme esas alınması da mümkün değildir. Bu itibarla; hukuka aykırı olarak gerçekleştirilen arama işleminde elde edilen delilin ve buna ilişkin düzenlenen tutanağın, yerel mahkemece hükme esas alınmasında ve Özel Dairece hükmün onanmasında isabet bulunmamaktadır. Yapılan arama işleminin hukuka aykırı olduğu kabul edildikten sonra, hukuka aykırı aramada elde edilen maddi delil dışındaki diğer delillerin somut olayda mahkûmiyet için yeterli olup olmadığına gelince; … hukuka uygun olmayan arama işlemi sonucunda ele geçen delillerin hükme esas alınamayacağının belirlendiği olayda; sanığın tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmediği de gözetildiğinde, dosyadaki hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirme dışı tutulması halinde, sanığın cezalandırılmasına yeterli delil bulunmamaktadır.” (YCGK E. 2013/9-610 K. 2014/512 T. 25.11.2014 h)

 

https://turgutavukatlik.com/wp-content/uploads/2021/04/Arka-plansiz-logo.png
Çağlayan Mahallesi, Park Caddesi No 24 Maripark Ofis İş Merkezi, Daire 17 , Kağıthane/İstanbul

Sosyal Medya

İLETİŞİM

Bu Web Sitesi tarafından yapılmıştır Tüm Hakları Saklıdır © Turgut Avukatlık 2021

Dil / Language