Kategoriler: Bilgi Notları

TRAFİK KAZALARINDAN DOĞAN MADDİ HASARLARIN TALEBİ

Tarafından avturgut
5 sene önce
Paylaş

1.Giriş

Trafik kazası neticesinde kusuru olmayan tarafın aracında meydana gelen hasarın onarım bedeli ile aracında meydana gelen değer kaybına katlanması hukuken beklenemez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 49. Maddesi gereği kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bu kapsamda bir trafik kazasında kusuru bulunmayan sürücü veya araç sahibinin aracında meydana gelen onarım bedelinden sorumlu tutulamayacağı açıktır.

Bununla birlikte trafik kazası sonucu araçlarda meydana gelen hasarlar tamir edilse dahi bir değer kaybı söz konusu olmaktadır. Kazaya karışmış bir aracın her ne kadar orijinal parçalar ile tamir edilse dahi değerinin düşeceği gerek günlük hayatta gerekse hukukumuzda kabul edilen bir ilkedir. Yargıtay 4 Hukuk Dairesi’nin 2002/130-4512 sayılı Kararında belirtildiği üzere tamamen onarılmış olsa bile kazaya uğrayan araç, tahribatın izlerini taşımakta; hiç hasar görmemiş araç değerinden düşük olmaktadır. 

Bu kapsamda Turgut Avukatlık ve Danışmanlık tarafından hazırlanan işbu yazıda trafik kazaları sonucunda aracın onarım ve araçta meydana gelen değer kaybını hukuki bağlamda kısaca ele alacağız. Yazıda, çok detaylarda kaybolmadan özet bir şekilde, kazaya karışan ve kusuru bulunmayan araç sahibinin uğramış olduğu zararı temin edebilmesinin usulü anlatılacaktır.

2. Başvuru Süreci

Öncelikle trafik kazalarından doğan araç onarım ve değer kaybı taleplerinde, başvuran kişinin trafik kazasının meydana gelmesindeki kusur oranı tazminatın miktarını belirlemede dikkate alınmaktadır.  Borçlar Kanunu’nun 52. Maddesi uyarınca “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler”. Bu kapsamda tamamen kusurlu olan taraf aracının değer kaybını veya onarım bedelini karşı taraftan veya onun sigortasından talep edememektedir. Trafik kazası neticesinde aracın onarım ve değer kaybına başvuracak kişi işbu zararlar için;

  • Trafik kazasında kusurlu veya kusuru daha fazla olan taraftan,
  • Karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında sigortacıdan,

Talep edebilmektedir.

Uygulamada daha çok taraflar araçlarının onarım bedelini kara taşıtları kasko sigortası kapsamında yaptırmış olduğu sigortacılardan temin ederlerken kasko sigortacı kusurlu olan tarafın zorunlu mali sigortacısına başvurup ödediği ücreti rücu edebilmektedir. Ancak her durumda araçta meydana gelen değer kaybı karşı tarafın kasko sigortacısından karşılanmamaktadır. Değer kaybı için kusuru daha fazla olan tarafa ve/veya kusuru daha fazla olan tarafın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına başvurması gerekmektedir.

Aracının onarım bedelini ödemiş olan taraf kusurlu olan tarafa ve/veya onun zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı genel mahkemelerde veya sigorta tahkim komisyonu nezdinde başvuru yolu bulunmaktadır.

3. Kimler Davacı Olabilir?

Araç hasarları nedeniyle davacı olabilecek kişilerin en başında trafik sicilinde veya unvanı kayıtlı bulunan araç sahipleridir. Bunun yanında KTK’nın 3. Maddesine göre “mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişiler” ile başka bir kişinin aracını kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işleten ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunan kişiler davacı olabilmektedir. Ayrıca KTK’nın 85. Maddesi uyarınca bir motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi de davacı olabilmektedir.

Öte yandan aracı herhangi bir nedenle elinde bulunduran veya ödünç alan kişiler de onarım giderini ödediklerini belgelemeleri koşuluyla onarım giderleri için davacı olabilmektedirler.

4. Görevli Mahkeme

 

Yukarıda yer alan kişiler araçların hasarları nedeniyle genel mahkemelere başvurabilecekleri gibi doğrudan icra kanalı vasıtasıyla sorumlu kişilere karşı icra takibi de başlatabilmektedir. Ancak aracın değer kaybı için icra takibi başlatabilmeleri için aracın değer kaybına ilişkin bir bilirkişi raporunu elinde bulundurmaları takibe koyacakları tutar açısından önem arz edebilmektedir.

Görevli mahkeme olarak işbu hususta tartışmalı ve birbiri ile çelişkili uygulamalar mevcuttur. Her ne kadar sigortacı ve/veya kusurlu araç sürücüsüne karşı açılacak davanın kaynağı Borçlar Kanunu’nun haksız fiil hükümleri olması neticesinde Asliye Hukuk Mahkemeleri görevli kabul edilirken Yargıtay bazı kararlarında trafik sigortalarının Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmesi nedeniyle Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu belirtmiştir. Bu kapsamda işbu hususta dava açılırken güncel Yargıtay kararlarını gözden geçirmekte fayda görmekteyiz. Ayrıca Ticaret Mahkemesinde dava açılacak ise zorunlu arabuluculuk hususu da göz önünde bulundurulmalıdır.

Bunun yanında 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. Maddesiyle Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği çatısı altında Sigorta Tahkim Komisyonu kurulmuştur. Bu kapsamda, sigorta sözleşmesinden doğan bir uyuşmazlığa istinaden davacı kişi başvurmuş, ancak talebi karşılanmamış olan sigortalı, sigorta ettiren ya da sigorta sözleşmesi ile menfaattar olarak belirlenmiş gerçek ve tüzel kişilerin Komisyona başvuru yapmaları mümkündür. Burada dikkat edilmesi gereken husus davacı öncelikle taleplerini sigorta şirketine iletmiş olmalı ve red cevabı almış veya 15 gün içinde talebi cevapsız kalmalıdır. Ayrıca ihtilafın Komisyon tarafından ele alınabilmesi için uyuşmazlığın mahkemeye, Tüketici Sorunları Hakem Heyetine veya Hukuk Muhakemeleri Kanunu çerçevesinde tahkime intikal etmiş olmaması gerekmektedir.

Sigorta Tahkim Komisyonu başvuruyu en geç 4 ay içince sonuçlandırmaktadır. Komisyonun 5000 TL ‘ye kadar olan uyuşmazlıklar hakkında vermiş olduğu kararları kesindir. 5000 ila 40.000 TL arasındaki uyuşmazlıklar için taraflar on gün içinde İtiraz Hakem Heyetine başvurabilmektedirler. 40.000 TL ‘yi geçen uyuşmazlıklara ilişkin kararlara karşı temyiz kanun yolu açıktır.

5. Zamanaşımı

Borçlar Kanunu’nun 72.maddesi uyarınca tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve herhalde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 109. Maddesi de zamanaşımı süresini aynı şekilde düzenlemiştir; “Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar”. Bununla birlikte Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olurken sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılmaktadır.